You are using an outdated browser. For a faster, safer browsing experience, upgrade for free today.

KÖŞE YAZILARI

Ne yaptığınızın farkında mısınız?

Yıllar öncesinde bir dostum; ‘Hocam üç beş satır ile özetlenmiş bir soruda anne babalara ne kadar faydalı olabilirsiniz ki?’ demişti. Tecrübem gösterdi ki, bazen insan üç beş satırda sorusunu özetlese de, bir satırlık yol göstericiye ihtiyaç duyuyor… Hem de çok… Her ebeveyn kendisinin çocukları için elinden geleni yaptığını düşünür, halbuki elden geleni yapmak ayrı bir şey, ne yaptığını fark etmek ayrı bir şeydir. İşte bundan dolayıdır ki pedagoji, anne babaları 4 farkındalık seviyesine ayırır.

➜ Yetersiz Farkındalık

➜ Geleneksel Farkındalık

➜ Gözlemci Farkındalık

➜ İçselleşmiş Farkındalık

➜1- Yetersiz farkındalık; seviyesindeki ebeveynlerin en belirgin yanı “ilgisizlikleridir”. Böylesi ebeveynlerin bir kısmı, çocuk eğitimi diye bir şeyin olmadığını, zaten dünyaya gelen çocuğun öyle ya da böyle, düşe kalka büyüdüğünü, herkesin kendi kaderini yaşadığını düşünürler… Bu gruba giren diğer ebeveynler çocuk eğitiminin eşine ait olduğunu (genellikle kadına), eşinin çocuklarla zaten yeterince ilgilendiğini düşünerek iş odaklı yaşam içindedirler. Onlar için arada bir çocukla şakalaşmak, oyuncak almak, harçlık vermek, bazen alışveriş merkezlerine gitmek, arkadaşları ile sağa sola gitmesine izin vermek “elinden geldiğince” ilgilenmektir. Böylesi ebeveynlerin çocukları genelde “özgüvenli” olarak görülse de pedagojik olarak ilgisizliğin yol açtığı bir “sınırsızlık” içindedirler. Doyumsuzdurlar… Huzursuzdurlar… Sürekli bir can sıkıntısından bahsederler. Oyalanma arayışı içindedirler. Arkadaş ortamlarına aşırı yönelmeleri, ilgisizliğin yol açtığı değersizlik duygusunu giderme çabasıdır. Bu gruba giren ebeveynlerden eğitim seviyesi yeterli olanlara “anne baba eğitimi” programları, pedagoji kitap tavsiyeleri ve farkındalık seviyesi yüksek ebeveynlerle tanışma programları iyi gelecektir. Eğitim seviyesi düşük veya kendi psikolojik problemleri nedeni ile ilgisiz ebeveynlere ise önce psikolojik destek sunulup ardından yukarıdaki yardımların yapılması doğru bir yöntemdir.

➜ 2- Geleneksel farkındalık seviyesinde olan ebeveynlerin en belirgin yanı ise çocuklarının “fizyolojik” ihtiyaçları ile ilgili oldukları hâlde, “ruhsal” ihtiyaçlarını fark edememeleridir. Böylesi anne babalar sürekli çocuklarının davranışlarından şikâyetçidir: “Yemeğini yemiyor… Derslerini yapmıyor… Kardeşi ile kavga ediyor… Odasını toplamıyor…” Geleneksel Farkındalık seviyesinde olan ebeveynlerin büyük kısmı “el âlem ne der?” düşüncesinden dolayı çocuklarına sürekli bir baskı hâlindedir. Bu baskıların ruhsal kökeni, çocuğunun iyiliği için değil, çevresine karşı itibarını kaybetmemek ve “ne biçim çocuk yetiştirmiş” denilmesinin önüne geçmek içindir.

Bu ebeveynler baskılar arttıkça çocuğunun ruh sağlığının bozulduğunu fark etmek yerine, büyüdükçe ‘saygısızlaştığından’, sözünün artık geçmediğinden yakınırlar. “Minnet duygusu” vurgusu ile “çocuğu için neler yaptığını” anlatır durur, “vefasızlıktan” bahsederler. Çocuğun bu duruma gelmesinin bir “duygusal yoksunluktan” kaynaklandığını duymak ve anlamak istemezler. Böylesi ebeveynle yetişmiş kişiler, genellikle çocukluk döneminde çekingen, ezik ve yetersiz, yetişkinlik döneminde ise aile içinde kavgacı, huzursuz ve fakat dışarıda sakin, uysal görünümdedirler. Genellikle çevresi tarafından sevilen, saygılı, iyi yetişmiş örnek kişiler olarak tarif edilse de iç dünyaları sürekli bir karmaşa hâlindedir.

Farkındalık seviyesinin yükseltilmesi en zor ebeveyn modeli, “Geleneksel Farkındalık” seviyesindeki ebeveynlerdir. Böylesi ebeveynler, zaten anne babalarından da “öyle” gördükleri için, doğrunun “böyle” olduğuna kesin kanaat getirmişlerdir. Eğer onlar yanlış yaptılarsa kendisinin neden kötü bir insan olmadığını sorar dururlar. Hatalarını kabul ettiklerinde, bugüne kadar inşa ettikleri itibarlarının yıkılacağı kaygısını taşıdıkları için sürekli bir “kendi gerçeğini gizleme” ve savunucu yanları ile dikkat çekerler. Psikoloji ve pedagojinin gereksizliğine inandıkları için tedaviye yatkınlıkları da zordur… Bu grupta bulunan ebeveynler, geleneksel çevrelerinin dışına çıkmadıkça, kendi gibi düşünenlerden “bir süreliğine” duygusal beslenmeleri kesmedikçe, gelenekselliğin ötesinde yeni aile yapıları ile tanışmadıkça çocuğuna verdiği zararı fark edemeyecektir. “Geleneksel Farkındalık” seviyesindeki ebeveynlerin ortak özellikleri çocuklarının fizyolojik gereksinimlerine aşırı düşkün oldukları hâlde, duygusal ihtiyaçlarını fark edememeleri. Çocuğunu odaya kapatıp cezalandıran bir ebeveynin, ertesi gün onu süsleyip püsleyip okula göndermesi veya en güzel bayram kıyafetleri almak için hiçbir fedakârlıktan sakınmadığı hâlde, yaşının küçük olduğuna aldırmadan çocuğunun gözleri önünde kurban kesmeye çalışması gibi… Bu gruptaki anne babaların, pedagoji kitapları okumak yerine, anne babalarından gördüklerini uygulayan ebeveynler olduğundan bahsettik. Böylesi ortamda yetişmiş çocuklarda ise ya edilgenlikten kaynaklanan “ezik” bir benlik yapısı veya duyarsızlıktan kaynaklanan bir “ebeveyn tesirsizliği” görülür.

➜ 3- Gözlemci farkındalıktır; Bu gruba giren ebeveynler, çocuğun kendine has bir duygu dünyası olduğunu fark etmişlerdir. Onların küçük boylarına rağmen, insani bütün özelliklere sahip olduklarını, cezalandırıldıklarında aşağılanma hissettiklerini, azarlandıklarında içlerinin acıdığını, zorla bir şey yaptırıldığında her insan gibi tepki verdiğini tebessümle fark etmişlerdir. Çocuğu fark etmek her ne kadar anne babalara tuhaf bir mutluluk hissi verse de “Gözlemci Farkındalık” seviyesi en zor ebeveynlik düzeyidir. Zira onlar, çocuk dünyasını gördükleri hâlde, o dünyaya hitap edemiyor olmanın iç çatışması ile baş başa kalmışlardır… Bu gruptaki ebeveynler, çocuğa iyi davranmak gerektiğini bildiği hâlde, bazen kendini yenemez, öfk elenir, bağırır çağırır, çocuğun kalbini kırar. Öfkesi dindiğinde verdiği tahribatı görür, kendini aff ettirebilmek için fırsat kollamaya çalışır. Herkes, ona “sen iyi bir anne-babasın” dese de o hep pişmanlıklar içindedir. Gözlemci Farkındalık seviyesindeki ebeveynlerin çocukları, genellikle duyarlı olur… Her ne kadar anne babaları zaman zaman köpürüp çocuğun üzerine yürüse de, sonrasında gerçekleşen yakınlaşma çabaları, çocuğun kişilik gelişimini yavaşlatır, ancak tamamen durdurmaz. Bu çocuklar, genellikle kendileri de sık sık öfkelerine hâkim olamasalar da ebeveynlerinden daha “dengeli”, daha “duyarlı”dırlar. En zayıf yanları “iradelerini” kullanmaktaki zorluklarıdır. Kendi başlarına iş yapmaktan sıkılırlar. Süreklilik gerektiren işlerde dirençli değildirler.

➜ 4- “İçselleşmiş farkındalık” seviyesine sahip ebeveynlerin ortak yanları ise çocuk eğitiminin aslında ebeveyn eğitimi olduğunu fark etmiş olmalarıdır… Onlar çocuklarını yetiştirmek için kendi iç düzenlerini kurma peşindedirler. Kimi zaman aldıkları destekler ve okudukları kitaplar ile “kendilerini çocuğa hazır hâle getirmeye” çalışırlar. Çocuk eğitiminin en üst farkındalık seviyesi olan İçtenleşmiş Farkındalık’a sahip ebeveynlerin savaşları çocukları ve eşleri ile değil, kendileri iledir. Bütün bunlarla birlikte şu da bir gerçektir ki eşler kendi aralarında farklı farkındalık seviyesinde iseler, bu bir sorundur. Yüksek farkındalık seviyesindeki eş, düşük farkındalık seviyesindeki eşin yetersizliğini gördükçe acı çeker. Aile içinde düzeyli bir çocuk eğitimi öngören eşler, kendilerini eğittikleri gibi eşleri ile de aynı farkındalık seviyesine çıkmak için fırsatlar oluşturmalıdır.

Yazarın 12 Ekim 2016 tarihinde Parents Dergisi*****nde yayınlanan köşe yazısıdır.

pedagoji.fm