You are using an outdated browser. For a faster, safer browsing experience, upgrade for free today.

KÖŞE YAZILARI

Çocuk ile iletişimde sakıncalı kelimeler

Dikkat dağınıklığı, ‘an’a odaklanamama hâlidir. Çocuğun o anki uğraşı ile ruhsal bir bütünlük kuramamasıdır. Duygusal yoğunluğun zihinsel yoğunluğa dönüşememesi veya “zihinsel kaymaların” duygusal yoğunluğa engel olması hâlidir. Kitap okumak için kenara çekilen çocuğun, duygu gücünün, zihnini toparlamaya yetememesi veya zihindeki kaymaların duygusal yoğunluğu yakalamasına engel olmasıdır. Zihin, gücünü duygulardan alır. Duyguları dağınık olan çocuğun zihni dağınıktır. Aile içinde “dengeli duygusal süreklilik” yaşamayan çocuğun zihni dağınıktır. Kimseye açamadığı sorunu ile tek başına kalan çocuğun zihni dağınıktır. İçinde büyüttüğü duygusal sorunların çözümünü bulamayan çocuğun zihni dağınıktır… Bu doğru… Ancak, son yıllarda yapılan gözlemlerle duygusal dağınıklığı olmayan kimi çocuklarda da zihinsel dağınıklık tespit edilmesi uzmanları oldukça şaşırttı…

Aile içinde dengeli duygusal süreklilik yaşayan bazı çocuklarda yine de dikkat dağınıklığı gözlemleniyordu. Bu çocuklarda nörolojik bir bozukluk da yoktu. Derinlemesine yapılan analizler, enteresan bir pedagojik ayrıntının gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Yetişkinlerin kullandığı bazı “dil kalıpları”, çocuklarda zihinsel dağınıklığı oluşturuyordu. Bir başka deyişle, yetişkinlerin doğal bir alışkanlık hâlinde sürdürdüğü bazı kelimeler çocuğun zihin yapısını bozuyordu.

Pedagojik sakıncalı kelimeler diyebileceğimiz bu kelimeler “ve”, “fakat”, “ama” idi… Bu kelimeler, yapı itibari ile çocuğu “içinde bulunulan ‘an’a odaklanmaktan alıkoyan”, zihnini bir başka zamana taşıyan kelimelerdi. Hâlbuki çocukla iletişimde, kelimelerin dizimi, içinde bulunulan ana ait olmalıydı ki çocuk o ana tutunsun, tutunduğu andaki eylemi sürdürebilsin. Bir örnek verelim… Diyelim ki bir çocuk babası ile o haftaki hava durumu hakkında konuşuyor olsun… Hava bugün için güzel ve güneşli, ertesi gün için ise yağmurlu tahmin edilsin… Şimdi çocuk, “Baba bu hafta hava nasıl olacak?” diye sorduğunda babası “Bugün hava güzel ama yarın yağmurluymuş” diye cevap verirse, bu konuşma kalıbı, “ana odaklamak” yerine, “başka bir ana yönlendirdiğinden” çocuğa dikkat dağınıklığı sürecinin bir parçasını yaşatır.

Yine aynı şekilde, bir annenin çocuğuna “Dersini yaptın fakat biraz zorlandın galiba” diye sevecen şekilde hitap etmesi, iyi bir ebeveynlik tavrı olsa da çocuğun başarı ile tamamladığı ve duygusal bütünlük kurduğu bir “ödev tamamlama” eylemine odaklamak yerine, zihni, eylem öncesi ana yönlendirdiği için pedagojik olarak yanlıştır. Hâlbuki bu konuşmaların aynısı “ana odaklayan” bir başka konuşma kalıbı ile de gerçekleşebilir ve çocuğa dikkat dağınıklığı süreci yaşatılmayabilirdi. O kalıp “olsa da” kelime kalıbıdır. İsterseniz, yukarıdaki konuşmaları “olsa da” kalıbı ile yeniden kurgulayalım… Kendisine hava durumunu soran çocuğa babası “Yarın hava yağmurlu ‘olsa da’ bugün güneşli olacak” diye cevap verse, çocuğun yarına yönlenmesi yerine, içinde bulunduğu ana odaklanmasına yardımcı olur.

Aynı şekilde ödevlerini vaktinde yapan bir çocuğa annesinin, “Biraz zorlanmış ‘olsan da’ dersini tamamladın” cümlesi, “fakat” ile gerçekleşen iletişimden çok daha pozitiftir. “Ama ve fakat” kelimeleri gibi “ve” bağlacı da çocukla iletişimde kullanılması tavsiye edilmeyen bir kelimedir. “Ve” ile kurulan, uzun cümleler, çocuğun ana odaklanmasını zorlaştırır. Hâlbuki, çocukla iletişimin esası, tane tane, kısa ve ‘bağlaçsız’ konuşmaktır. “Bugün çarşıya çıktım ve sana elbise aldım” yerine… “Bugün çarşıya çıktım. Sana elbise aldım.” demek, dikkati dağıtmayan, “ana odaklanmayı” kolaylaştıran bir iletişim dilidir…

Yazarın 5 Kasım 2016 tarihinde Parents Dergisi*****nde yayınlanan köşe yazısıdır.

pedagoji.fm